Sevgi Duvarı
24 Şubat 2010 Çarşamba
Hayırlı Kandiller
Bazen istediklerimizin fazla düşsel olduğunu düşünürüz hatta imkansızmış gibi hissederiz. Ama unutulmamalıdır ki Allah'ın gücü her şeyi oldurmaya yeter. Bu hayırlı günde herkesin dualarının ve dileklerinin kabul edilmesini diliyorum. Kandiliniz mübarek olsun
23 Ocak 2010 Cumartesi
Dedemi Kaybettik
''Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu;kör oldum.''
Dedemi bu gece yarısı kaybettik; annemin sığınağını kaybettik. Ağır bir hastalık tam kırk yıldır yakasını bırakmamıştı.
Annemin babasını,onu çok seven adamı kaybettik dün gece. Annemin bir parçasıda öldü onunla. Son nefesinde bile anneme, bize dua etmiş.
Annem hıçkırıklarla ağlıyor; şaşkın. Ölümünü beklediğimiz halde bir kez daha anlıyoruz ki ölüm kimseye yakışmıyor.
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu;kör oldum.''
Dedemi bu gece yarısı kaybettik; annemin sığınağını kaybettik. Ağır bir hastalık tam kırk yıldır yakasını bırakmamıştı.
Annemin babasını,onu çok seven adamı kaybettik dün gece. Annemin bir parçasıda öldü onunla. Son nefesinde bile anneme, bize dua etmiş.
Annem hıçkırıklarla ağlıyor; şaşkın. Ölümünü beklediğimiz halde bir kez daha anlıyoruz ki ölüm kimseye yakışmıyor.
14 Ocak 2010 Perşembe
Leopar Deseninin Büyüsü


Leopar deseninin modası hiç geçmeyecek sanırım.bu kış kendine güvenen her kadın leopar desenli bir eşya almalı bence. Bu ayakkabıda olabilir,bluz da,çanta da,sadece bir toka da olabilir.
eğer benim gibi bir leopar tutkunuysanız nevresim takımı alıp,kendinizi şımartabilirsiniz.
Nedendir bilinmez ama leopar desenli bir şey giymek genelde kadınlara güven verir,kendilerini daha güzel hissettirir.Tabi bu deseni kullanmak da biraz kendine güven işidir.
OSMAN AYSU
Uzun zamandır siyasi ve tarihi romanlar okuyorum. Ama bu aralar yeni bir yazarla tanıştım...Osman Aysu...İlk olarak 'Şeytanın Maskesi'ni okudum, şimdi ise 'Çöl Akrebi'ni okuyorum. Kitapların her ikiside macera ve gerilim üzerine. Şuanda okuduğum Çöl Akrebi'ni elimden bırakamıyorum, çok sürükleyici ve merak uyandıran bir roman. Mossad Ajanlarından ve Mit'ten kaçan; Kızıl Cihad örgütüne mensup çöl ahusu leyla'nın macera dolu kaçışını anlatıyor kitap. Kitap okumayı sevenlere tavsiye etmek istedim.
Size her kitabını merakla okuduğum Osman Aysu'dan biraz bahsetmek istiyorum...Osman Aysu, 1936'da İstanbul'da doğdu. Üç asırdan beri İstanbul'da yaşayan bir Osmanlı ailesine mensup olan yazar, ilk ve orta öğrenimini bu şehirde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu.
1994 yılından bu yana kaleme aldığı polisiye ve gerilim romanlarıyla tanınıyor.
eserleri: At Kuyruklu Adam, Cellat, Çöl Akrebi, Şeytanın Maskesi, Güvercin Kayalıkları, Kurt Sığınağı, Lenin'in Mangası, Londra-Moskova Hattı, Sorguç, Yanık Yüz, Miras, Bir Aşk Masalı, Karanlıkta Fısıltılar, Kuşkunun Ötesi, Rapsodi, Nemrut'un Gazabı, Sır Duvarları
Size her kitabını merakla okuduğum Osman Aysu'dan biraz bahsetmek istiyorum...Osman Aysu, 1936'da İstanbul'da doğdu. Üç asırdan beri İstanbul'da yaşayan bir Osmanlı ailesine mensup olan yazar, ilk ve orta öğrenimini bu şehirde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu.
1994 yılından bu yana kaleme aldığı polisiye ve gerilim romanlarıyla tanınıyor.
eserleri: At Kuyruklu Adam, Cellat, Çöl Akrebi, Şeytanın Maskesi, Güvercin Kayalıkları, Kurt Sığınağı, Lenin'in Mangası, Londra-Moskova Hattı, Sorguç, Yanık Yüz, Miras, Bir Aşk Masalı, Karanlıkta Fısıltılar, Kuşkunun Ötesi, Rapsodi, Nemrut'un Gazabı, Sır Duvarları
31 Aralık 2009 Perşembe
24 Kasım 2009 Salı
Bu dünyaya gelmek istiyor musun bebekcik?
'' Bir erkek ve bir kadın evlenirler, sevişirler ve çocukları olur
ya da olmak zorundadır. Evliliğin devamı için, evliliğin kanıtı için çocuk şarttır. Evlenir evlenmez çocuk yapmak -ki bu tabir bana hep komik gelmiştir- kadın ve erkeğin bağlılığını taçlandırır.''
Bunlar kesinlikle benim fikirlerim değil elbette. Alışılagelmiş, toplum tarafından insanlara empoze ettirilmiş yargılar bence. Eskiye nazaran biraz daha biliçlendi insanlar çocuk konusunda fakat bence yeterli düzeyde değil hala.
Liseye başladığım yıllarda da bu fikre sahiptim ben yine. İnsanların bebek sahibi olmak konusunda sorumsuzca davrandıklarını gözlemliyordum fakat çok dile getiremiyordum. Çünkü bekar bir kızın bu konularda konuşması pek hoş karşılanmıyordu toplum tarafından. Ama artık fikrimi söyleyebiliyorum yaşım gereği.
Bir bebeğin ana rahmine düşmesi, gelişmesi, doğması Allah'ın verdiği bir mucize. Tabiki insanlar sorumluluklarını alabilecekleri kadar bebek sahibi olabilirler. Bu herkesin doğal hakkı. Ama bakamayacakları, ilgilenemeyecekleri bebekleri dünyaya getirmeleri çok ama çok yanlış.
Bebek sahibi olduğu halde bir işte çalışmaya gönlü olmayanlar, bebeğinin mama parasıyla kumar oynayanlar, çocuklarını aç bırakıp sözüm ona aşık oldukları kadınlara para yedirenler, sadece karnında taşıdığı için adı anne olan kadınlar, çocuğunu sevgiye aç bırakanların, sorumsuz insanların ne kadar hakkı var sizce bebek sahibi olamaya?
Bence hakları yok. Bir canı hayata getirip, onun ellerini sımsıkı tutup, her şeyeden koruyamayacaksan ne işe yaradı anne ya da baba olmak.
Kültür olarak biribirinden çok farklı şehirlerde yaşadım şimdiye kadar. yani çok insan tanıdım. Eşine çocuk doğurtmaktan başka hak tanımayan erkekler, verimliliğini kanıtlamak için çocuk doğuran kadınlar tanıdım. Çocuklarına bir defa gülümsememiş, saçlarına dokunmamış, onları hayata tek başına savurmuş aileler gördüm.
Sorumsuzca dünyaya getirilen, sevgi gösterilemeyen, sevilemeyen, ellerinden sımsıkı tutulmayan her çocuk ilerde toplumun karşısına bir sorun olarak çıkacaktır ne yazıkki.
Tıp bu kadar ilerlemişken, bir sürü korunma yöntemi varken bakamayacakları kadar çocuk dünyaya getirmenin cahillikten başka nedeni yok bence.
keşke dünyaya merhaba diyecek bebeğe sorulabilse doğmadan önce ''bu hayata gelmek istiyor musun'' diye.
(bu konuya daha çok dikkat çekmek için tekrar yayınlıyorum bu yazımı;daha önce diğer blogumda okuyanların affına sığınarak.)
ya da olmak zorundadır. Evliliğin devamı için, evliliğin kanıtı için çocuk şarttır. Evlenir evlenmez çocuk yapmak -ki bu tabir bana hep komik gelmiştir- kadın ve erkeğin bağlılığını taçlandırır.''
Bunlar kesinlikle benim fikirlerim değil elbette. Alışılagelmiş, toplum tarafından insanlara empoze ettirilmiş yargılar bence. Eskiye nazaran biraz daha biliçlendi insanlar çocuk konusunda fakat bence yeterli düzeyde değil hala.
Liseye başladığım yıllarda da bu fikre sahiptim ben yine. İnsanların bebek sahibi olmak konusunda sorumsuzca davrandıklarını gözlemliyordum fakat çok dile getiremiyordum. Çünkü bekar bir kızın bu konularda konuşması pek hoş karşılanmıyordu toplum tarafından. Ama artık fikrimi söyleyebiliyorum yaşım gereği.
Bir bebeğin ana rahmine düşmesi, gelişmesi, doğması Allah'ın verdiği bir mucize. Tabiki insanlar sorumluluklarını alabilecekleri kadar bebek sahibi olabilirler. Bu herkesin doğal hakkı. Ama bakamayacakları, ilgilenemeyecekleri bebekleri dünyaya getirmeleri çok ama çok yanlış.
Bebek sahibi olduğu halde bir işte çalışmaya gönlü olmayanlar, bebeğinin mama parasıyla kumar oynayanlar, çocuklarını aç bırakıp sözüm ona aşık oldukları kadınlara para yedirenler, sadece karnında taşıdığı için adı anne olan kadınlar, çocuğunu sevgiye aç bırakanların, sorumsuz insanların ne kadar hakkı var sizce bebek sahibi olamaya?
Bence hakları yok. Bir canı hayata getirip, onun ellerini sımsıkı tutup, her şeyeden koruyamayacaksan ne işe yaradı anne ya da baba olmak.
Kültür olarak biribirinden çok farklı şehirlerde yaşadım şimdiye kadar. yani çok insan tanıdım. Eşine çocuk doğurtmaktan başka hak tanımayan erkekler, verimliliğini kanıtlamak için çocuk doğuran kadınlar tanıdım. Çocuklarına bir defa gülümsememiş, saçlarına dokunmamış, onları hayata tek başına savurmuş aileler gördüm.
Sorumsuzca dünyaya getirilen, sevgi gösterilemeyen, sevilemeyen, ellerinden sımsıkı tutulmayan her çocuk ilerde toplumun karşısına bir sorun olarak çıkacaktır ne yazıkki.
Tıp bu kadar ilerlemişken, bir sürü korunma yöntemi varken bakamayacakları kadar çocuk dünyaya getirmenin cahillikten başka nedeni yok bence.
keşke dünyaya merhaba diyecek bebeğe sorulabilse doğmadan önce ''bu hayata gelmek istiyor musun'' diye.
(bu konuya daha çok dikkat çekmek için tekrar yayınlıyorum bu yazımı;daha önce diğer blogumda okuyanların affına sığınarak.)
22 Kasım 2009 Pazar
Merhaba
Konuşmaktan yorulunca yazmaya karar verdim. Kızgınlıklarımı, kendimi, mutluluğumu, hayatla kavgamı ben değil kelimelerim anlatıyor artık.
Kelimelerin gücüne inanırım her zaman. Taşlaşmış bir kalbi bile tekrar ısıtabilir kelimeler.
Buradan kelimelerimle size ulaşmaya çalışacağım. Her şeyi konuşacağız burada aşkı,hayatı,modayı,kültürü...
Herkese merhaba, ayrıca bana burada yazma fikrini sunan sevgili uğur'a çok teşekkür ediyorum.
Kelimelerin gücüne inanırım her zaman. Taşlaşmış bir kalbi bile tekrar ısıtabilir kelimeler.
Buradan kelimelerimle size ulaşmaya çalışacağım. Her şeyi konuşacağız burada aşkı,hayatı,modayı,kültürü...
Herkese merhaba, ayrıca bana burada yazma fikrini sunan sevgili uğur'a çok teşekkür ediyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)